GÜNAH-SEVAP

 08 ocak 1969
sana allah verdi seninle çok düşünülecek kullar da verdi
 allah onları düşünür seni vasıta kılar sana sevap kazandırır

19 nisan 1969
kul ruhunu ayara alırsa günahı olmaz

11 haziran 1970
allah dersen candan yanarsan bir hatmin sevabı olur

25 haziran 1970
günahın oluşu nedir bilir misiniz
nasibini kuldan beklemek yolunu kula eklemek

08 temmuz 1970
 doğru bilinen vcdanına yük olmayan hiç bir iş günah değildir

15 eylül 1970
adına hastalık çekmek günahtan sayılırsa
eyüp hazretlerinin neler çektiği unutulmasın
peygamberine allahım günahını mı ödetti

25 eylül 1970
denmesin günahım affedilmez allahımın yolunu kendine yön eden
aftan şüphe etmesin

06 aralık 1970
bayram dedik sevindik neden mi
kullarını dünyaya vazife ile gönderen allahıma şükran günü 
yaşadıklarından sevaplara alıştıklarından
 çünkü ramazan en az mümin olan kulu bile günah işlemekten uzak tutar 

07 şubat 1971
yırtık yamanırsa ayıp da örtülür söylenirse günahtır

09 şubat 1971
kamanın batışında kan kimden akar  kime batansa ondan
günah da sevap da işleyenindir

22 şubat 1971
günahı kısadan çevirmek de sevabı getirir

27 şubat 1971
günah olan hak yenilendir
yemediğin haktan sorumlu değilsin

09 mart 1971
inandığın bir şeyi yapmak neden günah olsun

06 nisan 1971
sizler bana sevap kapısı açtınız 
dedim ya siz bana ben size gelirim niçin
allahım için yapılan her şey sevap kapısıdır

12 mayıs 1971
sahibi olduğun canındır gideceğin yer cananındır
götürecek olan sevabındır

16 mayıs 1971
kula hata bulmakla yükünden sıyrılamazsın
sebep oldu demekle günahını atamazsın
sebep oldu ise o da günahını çeker

28 haziran 1971
kul her sözün ardına günahı koyarsa sırtını ona dayarsa
sevabı asla bulamaz çünkü iyi olanı bilemez
dağa dağ diksen dallanmaz bağa yalnız gitsen toplanmaz
üzümü sergiye koysan ballanmaz
 kulu eğiteyim diye korkuya koyarsan güzelliği görmez korku ona yer vermez 

22 ağustos 1971
sevabını ara günahını değil

30 ağustos 1971
maymun denilir taklit edilir adı hakarete uydurulur
maymun mümin olana benden örneğini al dünyada günahsız ol der
sana öyle temennide olanı hakaretle anmak günah değil mi

27 eylül 1971
allahımın kullarının ölçüleri hepsi bir olmaz
allahım kuluna sevap kapısı açar 
ne var ki
o kul o kapıdan geçerse

05 ekim 1971
allahım öyle yüce ki terazin bir geldi mi sevabını kaydeder
sevabım çok olsun dersen gönülden sevmeyi dene
gönül kırmaktan kaçın yolunu gönül kırıntısı ile kapama

14 ekim 1971
kuru aş yiyenin kuru ekmek isteyenin suali edilmez
günahını çeker denmez günaha sevaba allahım nokta koyar

22 ekim 1971
saffetini koruyan gönülcüğüne altın kaplayandır
aldandın diyen yanılmasın aldattım diyen sevinmesin
kulun aldanması kolay gönlünü bilmem
ne var ki
allahım hak yiyene sevap yazmaz
kazanç ile kayb orada belli olur

21 kasım 1971
günaha müsait olan erkektir

11 mart 1972
hatalıyım dediğin an sevabına sevap eklersin
hatalı gördüğün an sevabını silmiş olursun
hele hata sende olduğunu bildiğin halde başkasına yüklediğin an
allahım seni affetsin derim

02 nisan 1972
muhiddini arabi hazretleri der ki
allahım ne günah işlesem senin affından büyük değildir
hiç bir kul senden başkasına sığınamaz 
ona sığındığın an günahlarından sıyrılmış olursun
muhiddin kendini o kadar hakir gördü ki
dünyanın bütün günahlarını üzerinde buldu ve hatta
 cümlenin günahı üzerime olsun cümle ile affına sığınılsın dedi paylaşmak diledi 

14 nisan 1972
kuzuyu neden seversiniz huzursuzluk vermez diye
keçiden neden kaçarsınız huzurunuz bozulur diye
onun için gönüle huzur koyun
hem kendinize hem etrafınıza huzur dağıtınız
en büyük sevap kulunu huzur ile aramak

14 nisan 1972
hiç bir günah allahımın affedicilik sıfatından büyük olamaz

05 mayıs 1972
sevabın ne kadar çok ise yükseliş o kadar çabuk olur

27 temmuz 1972
kumunu elediğin toprakta taş var ise yol üstüne atma
başka kulun ayağına takma
unutma senin elinden ayağı takılır ise senin günahına kaydedilir

11 ekim 1972
zulmün getirdiğini sevap götürmez sevabın getirdiğini zulüm silmez
kâhilde günah ile sevap aranmaz
meyanında kendini arıya çıkaran çevresini arıtan 
kumun taştan arınmış hali aymayı biliş hali
 kendini bilenin günaha düştüğü sevaptan kaçtığı görülmez de onun için aranmaz 

31 ocak 1973
uğraşın kulun hayrına olsun ki sana sevap kapısı açsın

16 mart 1973
niyazın ne yeteri ne biteri vardır ne az gelir ne de çok gelir
allahım kuluna en hayır olanı verir kulunun niyazı sevabına yazılır

22 nisan 1973
bilmeyerek işlenen sevabın büyüklüğü 
bilerek işlenen sevaptan yüz defa büyüktür

08 haziran 1973
yandım denende yakan ateşin sönmesin derim ceylanı gözünden tanırım
yaratılmış her kulun yolunu ona doğrudur derim
ne halde olursa olsun kulun gözünde isterse günahkar bilinsin
eğer günahsız kul görelim dersek en büyük hataya düşmüş oluruz
çünkü hatasızlık allahıma mahsustur

11 haziran 1973
mermer duvar selin getirdiğine set olandır
ne demek dendi  sevabı
öyle sevaplar vardır ki cümle hataların affını getirir
öyle hatalar vardır ki cümle sevabı götürür
mermer duvarı olan kuluna ne mutlu
mutlu olanın yanına elbet mutlu kulu verilir
sevaplar yolun açılışıdır gönlünün seçilişidir diyelim
gönlünüzden dumanı atalım

20 haziran 1973
şeytan madem suçuna ortaktır neden sevabını da paylaşmazsın
hatan oldumu şeytana uydum dersin sevabını kendine maledersin
suç da sevap da kulun sadece kendinindir
ne alınır ne satılır ne de paylaşılır

13 temmuz 1973
oymayı ancak ustası yapar saz çalarsa kim duyar
elbet seven oynamasını bilen ne oynayan günahkar ne oynamayan
günaha sevaba siz ölçü vurmayın kulu kuldan ayırmayın
günahkar bildiğine elini ver ki sevabına sevgi duyar belki senin haline uyar

27 eylül 1973
günahını sevabım ile örteyim diyen yanılır
günahımı af dileyim sevabımı sevdiğim için yapayım diyen kazanır

26 kasım 1973
yolunun ayıklanan taşına sevabın sebeptir

231 ocak 1974
yolun onun yolu sevabın ondan elbet affın da onun ile

29 mart 1974
günahın varlığı kulun darlığıdır

10 mayıs 1974
aşınmadık kapının eşiğinde sevap kıttır

06 ocak 1975
himmet yerini bulur hizmet sevabını alır
her kul sevabı kadar görür

19 nisan 1975
ne sevabın harabı olur ne günahın serabı
sadece dünyada huzura ölçü vurulur
günah işleyen ile işlemeyen kulun huzuru elbet bir olmaz

22 ağustos 1975
omar der ki
bir sevap bin günahı götürür kulu aydın getirir
niyazınız özden ise bin yılı dahi ayırır cümle kulunu kayırır

02 ekim 1975
sadaka verdiğin senin olmayandır verdim diye gerinme
sadaka aldı isen senindir neden diye yerinme
günah işledi isen affına sığın başkasının sevabına sarınma

26 mart 1976
kuluna niyaz sevabı yazar

24 temmuz 1976
sadaka alan mı veren mi sevaptadır
suçu işleyen mi işleten mi günahtadır
sevabın alana da verene de yazıldığı bilinsin
günahı işleyen işleten günahtadır 
bildi ise tövbekar oldu ise affının yüceliği kulunun yerini buldurur
adak yerinde midir denir sevindirdiğin kullar kadar

18 eylül 1976
kendim sevabımı yapayım açık olan her kapıyı kapayım dersen bende kalırsın
onun için sevabında cümleyi gönlüne al ki yolun açılsın
benim sevabıma neden başkası ortak gelsin demeyin
çünkü sevap paylaşıldığı kadar büyür

07 ocak 1977
günahı sevabı kulun kendinindir

ağustos 1977
serçeye lokma versen sevabına serçeyi ortak alırsın
öyle oldukta sevabını nasıl küçük görürsün

21 ocak 1979
sevabın ortağı çoktur günahın üstlenen yoktur

11 mart 1980
gülden sevap dileyelim

09 haziran 1980
gökten çağıran odur allahım affedicidir
her günahın elbet bedeli vardır

08 ocak 1982
günahına ortak ol böl bil ki bölünen günah dağılır
dağıldığı anda bilmeyen kulu gördüğü halde eğilir
günahın sevabı olur mu diyene de ki
sevabın sahibi sen misin ki günahı başkasına yükledin
kendini başkasının günahı arkasına sakladın

19 nisan 1983
bir öğüt bin sevabı getirir bir fit bin sevabı götürür

(tarihsiz-1-) 1984
deriden deriye zaman verilir
her günahın kat kat sırtına vurulur
sonra da tek tek sırtından alınır

21 haziran 1984
selam olsun her kulu sevabını kendi gönlünde bulsun

22 kasım 1984
asmalara su gitse
gelen suyu bilen itse 
her emekçi emeğinden katsa yollar yolcu ile dolar 
rabbim bir sevaba binbirini katar bilen ile bilmeyenin elinden tutar

25 nisan 1985
allahuma emanet olunuz umduğunuz güzeli hak sözünde bulunuz
sevabına niyet kurduk günahları siliniz
günahı silmek kulun elinde midir denilir
hakka yöneldi isen tövbeni bildi isen günahını kendin silmiş olursun
rahim ve rahman olan allahım onun ile olanın onu her an ananın
gönül ile dil ile elindeki gül ile günahını siler sevabı ile günahını örter
dost oldum dost bildim diyen her kuluna

01 mayıs 1986
her eylemin bir boylamı vardır
attığın her adıma yazılan sevabı günahı vardır

01 mayıs 1986
h
ayra attığın adımda sevabını yazar günahını örtersin
eldeki sahanda emeğini tartarsın
değişen her günün yorumu senden değil rabbindendir dedi
behlülüm selamladı.

 
  Sohbetler Derlemeler  
  YAZICI  


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir