HACI BEKTAŞ VELİ (1)

03.10/07 1969
hacı bektaş veli çok büyük bir candır
onun da allaha olan yakınlığı bizler gibidir
çünkü onunki de allahın yoludur

(tarihsiz-08-) 1969
gerçeğin verildiği yerde  kalmaz kulu asla darda
havuzdan alayım diyen havuz balığı yiyen
 deryadan geleni bilse bildiğini her sevene bölse noktada sebep aramazdı dedi  
hacı bektaş sözü aldı
yanyana gelen kulları ayrı olsa da yolları sevgi bağlar gönülleri
sensiz oluşan kainat seninle buluştu da noktayı sildi mi
her noktada aradığını buldu mu dedi
hacı bektaş selamladı

03 kasım 1972
çiçeklerde aramadım böceklerde bulamadım
demet yaptım satamadım yeşi yapraktan geçemedim dedi
hacı bektaş veli geldi
fistan giydim yamalı deste aldım damalı kulu yüceden sormalı
gönülü bedenden ayırmalı güzelde onu bilmeli her yaratılanı güzel görmeli
duvarda taşı toprağı değil ayrıntıyı bilmeli
duvarın aslı taş toprak oluşu değil iki yaprağı birbirinden ayırışıdır
ayırmaktan maksat bölmesidir
bölmekten maksat övmesidir bilinmeyeni gizlemesidir
sen de duvarın üzerine otur olanı beraber bul
bulduğunda onu bil
o zaman sen duvarın değil duvar senin olur dedi
cümlenizi selamladı

06 haziran 1973
hacı bektaş veli hazretleri der ki
kimse kimseyi bilmesin deli gelen gülsün giden bulsun
rabbim senden geldim seni bildim sana vardım desin


10 nisan 1974
kulun alacağı ne yer ile ne yön ile sadece gönül iledir
hacı bektaş der ki
softayı sevenin sofrayı kurduğu görülmez softa ile sohbet edilmez
çünkü binaya müşterek duvar örülmez
duvarı örene tavanı dür desen düremez
çünkü duvarı örmekten gayrısını bilemez
softaya aşk sofrası kursan tadını alamaz çünkü pişirmesini bilmez
onun için sohbeti sohbet ehliyle düşün ki
kandilin yansın gönlün kainat ile dolsun
softa denildi tarif soruldu
yolun gidişini bilmeyene bilmediği halde bilirim diyene
bilmediğini bildiği halde sormayana softa denir
yunusum der ki
suyunu dahi softa elinden içme neden derlerse
güneşten almadık suyu verir  olmadık yönden kulunu çevirir

24 mart 1975
çoğu yerde gördüm aza perde gerdim dedi
hacı bektaş söze girdi
gölde balık avlasam gerçek yiğit tuğlasam çokluğa yönelirdim
yere alnımı koysam serde kainat bulsam tekliğe erirdim
olunacak dendi olundu bulunacak dendi görüldü ömür böyle örüldü

22 ağustos 1975
gönülün ayırmaz sohbetsiz sofra doyurmaz
gelenden olsam sorandan bulsam sevenden bilsen
adımı anar mıydın yoluma düşer miydin dedi
hacı bektaş söze girdi
sağ ile solu ayırma eli ele kayırma
sağın yıktığını sol tamir eder el elden her an bekler dedi

19 eylül 1975
günümüz aydın olsun olandan hoşnut kalsın dedi
hacı bektaş söze girdi
güzele göz ele düz gele söz dile gerçeği cümle göre dedi yürüdü

12 mart 1976
 
 kapıyı açalım mı öteye geçelim mi danışılan geçitte cümlemiz buluşalım mı dedi  
hacı bektaş geldi
dar kapı edinmedik çirkin görüp yakınmadık
dört dörtten ayrı kalmaz ayrıyız diye dövünmedik
ses aldık cümle dilden saz çaldık duyan elden
söz dedik öze girdik azdan sebep sormadık
az verenin elinden çok verenin dilinden söz edenin gönlünden
şüpheye asla düşmedik
arıyı baldan ayırsan yarayı bedenden sıyırsan
ne arının vergisinden özendiğine kulunun yarasından yakındığı görülmez
ne vergin ile öğün ne yargın ile yerin

05 kasım 1976
dünya hali görür kulu bulur yolu
gelenden dönenden allahım razı olsun
cümlede aradı canında bulsundedi gönül dolusu selam gönderdi
hacı bektaş selamladı
gör körü gözüne sahip ol
duy sağırı dilsizi diline sahip ol
var gönül zenginine gönlüne sahip ol
sen onda bil kendinde bul
darıları eke eke yünlerini büke büke fakir kulu çeke çeke bilir
sevgisine sahip olur
olmuşu yolmuşa sorma dalandan yolunu arama
uyanın canını yakma öğüt verene duman verme dedi
bektaşım selamladı

23 haziran 1977
desteyi bozmayalım bestede susmayalım dedi
hacı bektaş söze geldi
gül goncada yaprak yoncada uyumludur denirse
yüz düz gelir düz söz verir söz gözde kalır
üç ile yedi  yedi ile onbir  onbir ile kırkbir  kırkbir ile yüz düz olur
alan düzde bulur
soran duyanın yerini bilmez bilen görene sormaz
üç nedir dendi  
alan veren verdiren
duyan duyuran duyurana izin veren
hakkın kutluluğa erdirdiği kulunun üç hali
gençlik geçici olgunluk ölçücü ihtiyarlık göçücü dedi
hacı bektaş yerde buldu yönde döndü

31 temmuz 1977
sayıdan güç alma güçlüğü büyük görme gayrete halı serme dedi
hacı bektaş geldi
huşu ile olumun eseri görülür
her kulda kainatın benzeri çözülür
sözümüz hazreti aliye bağlanır
doğuşa gelenler oluşa gülenler olduğu gibi kalanlar kundak alıp saranlar
ektiğini biçerler biçtiğini seçerler katı yoldan kaçarlar yüce diye uçarlar
kol ile bacakta baş ile kucakta hakkın sözü gerçekleşir
selamını getirdik yeşil yaprak götürdük
katılana bağladık katılmayan dedik cümlesini yokladık
selamı selama ekledik
allahıma emanet olunuz dedi selamladı yürüdü

05 mayıs 1978
duman olsam göze gelmez çamur versem yüze sürmez
kimsenin kimseye sözü kalmaz dedi
hacı bektaş söze girdi
katre olsa yeri vardır derya dense sözü dardır
her kulu her kuluna özde kârdır
ne sepet yeterlidir ne bağı biterlidir dağ yolu geçerlidir dedi
hacı bektaş yürüdü

08 haziran 1978
hacı bektaş yoluna yol verdiği kuluna somut delil vereydi
yorumu yarıda alaydı ölçüyü kendinden bilirdi elbet yolundan kalırdı
ölçüye asla düşmedi nasıl olur deyip deşmedi kalanı dağıtıp koşmadı
el elde el yolda dedi cümlenizi selamladı

02 mart 1979
şaha şarap sunalım sarhoş olup yanalım ahengine kanalım dedi
hacı bektaş sözü aldı
perde açılır olay tek tek seçilir öylece öteye geçilir
elden alsam ele versem kimden denilir
kimden olacak nerden dolacak
olmuş diye bilelim geçmiş olanı silelim dedi
hacı bektaş yürüdü

09 mart 1979
koruk meyva olacak demde hali görecek dedi
hacı bektaş sözü aldı
kuyu yerini örter kulu örteyim diye dürter
elbet örtülecek dileyen akan suya katılacak
öğüt versen yoluma sordum diye halime
yolunu dünden verdik haline kilim serdik
dost dedik dost ile hemhal olduk
çağırdım gelmedin verdiğimi almadın dersin
kayıtta verileni yine de sorarsın
yüce dağı gördün mü ince teli ördün mü yerim nedir dedin mi
verdim alasın sevdim bilesin sözümü bağladım dedi
hacı bektaş yürüdü

23 kasım 1979
aş kazanı inecek ocak bizde yanacak
al kaşığı eline vur kemeri beline geldik bektaş yoluna dedi
bektaş sözünü aldı erenler sohbete daldı gülenler hu dedi ölmeden ölümü buldu
deste elde deste gülde deste gönülde olsun
erenler posta gelsin el ayak düzde dursun
her göz yerde kalsın kendi kendine dönsün içi dışı bir olsun
damla benden oluşur gönül gönülde buluşur
her niyaz sahibinindir rahmet haktan zahmet kulundandır
elbet her zahmet değerini bulur değeri kadar rahmete nail olur dedi
aşk-ı niyazını hakka yöneltti

18 ocak 1980
yolu aştım geçitte kalana şaştım el verdim koştum sevgi doldum coştum
yaydan oku alaydım yolda geyik bulaydım
dağınık derdim kalırdım dersten mahrum olurdum
umduğumuz yoldur bizim  sardığımız kuldur bizim sorduğumuz haktır bizim
biz dedik dizi olduk söz dedik dize geldik
selamet size dedik her halde güzeli gördük dedi
hacı bektaş selamını verdi

04 nisan 1980
kolay buldu onbeşi kolay oldu kardeşi
yol aldım ser verdim bilmeden giden kulu gördüm
astığın heybede azığın mı var  dedi
hacı bektaş sözü aldı
dalga dalga gelecek sözüm sizi bulacak her varolan görecek
aşın tuzsuz olmasın sözün tatsız gelmesin kimse kimseye gülmesin dedi
gelecekte dumanı dağıttı
ayağı getirmezse dileği sorulur dilenen örtü açılır dedi

15 mayıs 1980
dost aşı dost aşkını pekiştirir dedi
hacı bektaş sözü aldı
her kaşık bir aşığa bedeldir her gelen yarın gelene modeldir
yerden alan gülden soran önce yaprağını sevsin dalını övsün
gülün güzelliğini aldığınca görsün dedi
bektaş yürüdü

05 aralık 1980
geyik geldi konuya sevdi isen hani ya
hacı bektaş anıldı çuval boştur denildi
çuvalı boş kalır mı dilendi ise dileyen yanılır mı
kaçan kovalanmasın geçen oyalanmasın
aldık dünya sözünü gördük ömrün gözünü dedik göster yüzünü
görmeye yer gerekir sormaya yar gerekir dedi
hacı bektaş yürüdü

17 haziran 1981
bağın tozu kalkacak güneş gördü erecek
üzümler toplanacak şişelerde sırlanacak
sırdaş nerde nasıl oluşur kimde neyle buluşur dedi
hacı bektaş sözü aldı
denmesin üzümler ermedi bağa girip toplanmadı şarap olup katlanmadı
yunusum der ki
geçen yıl bu yıla mihenktir şişeler sırlandı ise cümleye ahenktir
hazır olsun söze gelsin her görevli ayağa kalksın dedi
hacı bektaş selamladı

02 temmuz 1981
.....dedi sözü hacı bektaşa verdi
kara koyun güdemem kara üzüm satamam sevenleri atamam
kara koyun ak olmaz yerde ayağı kalmaz
bilen bilmeyen sözü ayıran der ki
karayı ak yaratan ayırmadı senden geleni kayırmadı
senden sözü bağlayan günde sevgi eyleyen sözde ayrıya düşmez
ak ile karayı deşmez dediler beni ayırandan sandılar
ayıran ben olmadım ak ile kara demedim
ne var ki
kara üzüm satmadım
olsun güneşe gelsin mahzende sırlansın diye bekledim her dem yokladım
yolum uzun değildir sözüm yunusa gelir
yunus geldiği gibi bulur kavuştuğu yerde sohbete kalır dedi
gönlünde oluşan cümlede buluşan güzelliğe niyaza durdu
üç adım ayağa üç yudum dileğe üç isim nasibe yazıldı dedi
hayır olana selam verdi
kayıtta olan okunmuştur gün yazıya göre dokunmuştur
allahıma emanet olsunlar huzurda huzurlu kalsınlar dedi
selamladı yürüdü

25 aralık 1981
çöpten ayır üzümü gölden sıyır gözünü haktan verdim sözümü
cümle ile özünü emanet allahıma dedim her kulunu selamladım dedi
hacı bektaş söze geldi
bağladığım düğümde hakkın muradı vardır
kulu sözünü alsa kaldırması zordur
bugün yarın demeden hak muradın göreceksin şükür allahım diyeceksin
yetmezse dersen ağır yükü alacaksın
yetmezse demeyelim az bulduk özden olduk kal dediği yerde kaldık
onur ondan gelenden değil onun ile olandan bilinmelidir
onurlanmak kulluğun şanıdır kulu olduğu halde
şeytanındır verdiği ile dolduğun halde
olacaksın dolmayacaksın geleceksin kalmayacaksın
seveceksin tekliğe cümle ile dönüşeceksin kainat ile bilişeceksin
öylece kulluk onuru ile toprakta kendine taht kuracaksın
gelenlere onur belgeni bırakmak için
senden sonra gelene elbet dedi
bektaş yürüdü

28 mayıs 1982
.....dedi yunusum sözü hacı bektaşa verdi
hak sözü emirdendir dost gözü amirdendir
allah allah dediysen kulu kulda bildiysen insanı kamildendir
artı eksi demeyelim koruk ekşi yemeyelim
güneş alır üzüm olur bağda kul kulu bulur dedi

08 mart 1983
söğüt dalı buluşana zeytin dalı çalışana incir dalı alışana gereklidir dedi
hacı bektaş söze girdi
bal ile badem asıldadır bilgi ile beslenen koşuldadır
gayret ile süslenen günü gününe masaldadır
gayret dilde olursa sadece süstür dedi
hacı bektaş cümlenize selamını iletti

29 mart 1983
duman yolu örterse kul gönlünü dürterse
açık geleni görür ölçüde kendini bulur dedi
hacı bektaş sözü aldı
bağ ektim üzüm diye kul gördüm gözüm diye
alıştık buluştuk her satırda buluştuk her satırda konuştuk
kavuşma gelenedir dayanmayı dilersen elbet allahadır
yaprağın sesini aldın mı suyun sesinde buldun mu nefeste bir an durdun mu
katık verdik ayrı gördük bilincine damla damla girdik
saydım geldim adımımı saymaktan usanmadım
eydim geldim başımı doğan ile paylaştım aşımı dedi
hacı bayram akıl ile mantığa nokta koydu
alana sorduk denildi ki
açık çok açık örtüden arınmış
gürül gürül akan sudan yaprak yaprak seçilmiş dedi
hacı bektaş yürüdü

12 nisan 1983
her tavuk kümes arar her yolcu hanı sorar
gidelim kalalım diyen ile hacı bektaş yol verir
sini aldık sofra kurduk bal dedik helva kardık
her geleni bizim dedik gönülden sardık
limon aldık suyunu ayağına sardık geçici olanı gördük
her desteye bir bilgiyi ekledik tesbih olur ele gelir
gönülden gönüle ulaşır sevgi cümleye bulaşır dedi
hacı bektaş yürüdü

11 ekim 1983
bağladım asmayı bekledim yelden selden geleni
yapraklar oluştu asmalar verişti
üzüm dedim toplayalım hacı bektaşla katlayalım
dediler ki
sirke kalırsa sinekler olursa rüzgar ile toz gelirse
ne sirke olur ne sinek olur ne toz bulur
kulu sevgi ile gelişir sevgilisi buluşur
seven sen isen sevildiğindendir rabbim sevdiğimi bilir bildirir
kulu sever ise rabbini bulur
kavuşma odur ki soruşturma kalmasın gönülde duman olmasın
birliğe döndü isek çoklukta söndü isek bekleyeceğiz
nasıl ki alev alev yanan odun alevi bittikte köz olur yana yana kül kalır
ne çokluk yeterlidir ne teklik biterlidir dedi
hacı bektaş selamladı yürüdü

08 aralık 1983
her yerden her gönülden allahımın adı anılır
anılırsa yanına gelir sanılır
ansan da anmasan da yanındadır
nerdedir dersen zannındadır
gönülden aldı isek biliniz ki ordadır dedi
hacı bektaş söze geldi
deryaya her adımını atan yolunu hakka katandır
olumsuz gelen çizilsin sohbette her alan bilgisinde çözülsün
benden sana senden ona bağlanacak
her alanın bilgisi birbirine katlanacak dedi
hacı bektaş her birinize varlığın özünü bulabileceğinizi müjdeledi
sağda duran meleğin soldan veren melekten ayrısı yoktur
genişliğe yer verirsen kulun rabbi ile birlikten asla geçmediği bilinir dedi
selamladı

05 ocak 1984(1)
yaprakları okuduk ip aldık deste deste dokuduk
demetten ayrı kalan çiçeği elimizde besledik dedi
hacı bektaş söze geldi
olmadan meyveyi yemedik olmadan sözü demedik
olmadan gönlü ermedik cümle ile sofrayı bilmeden kurmadık
hiç bir gönülde kırık bırakmadık
ne var ki
asla yalan demedik
dost olduk sizler ile sohbeti kurduk
seçim ne bizden ne sizden verilen ne sizden ne sözden
gerçek olan özden dedi
hacı bektaş selamladı

26 ocak 1984
ekmek kuru ise kuşa ver yesin
aşın sulu ise kediye köpeğe ver doysun elinden suyunu içsin
kaygunu gönlünden esen yel alsın dedi
hacı bektaş söze geldi
ekinler boy boy oldu ambarlar buğday doldu
ne gelen var ne soran gönüller kaygu ile kaydı
kapalı kalmasın kapılar yarıda kalmasın yapılar
çok ile aldık çok ile verdik biz bizi hak adına sardık dedi
hacı bektaş selamladı
manaya döndüğün günde gönülde yanan korda sanılmasın kalınır darda

02 şubat 1984
bir üzüm yedim pir sözü ettim her söze sevgimi kattım
ayak toprakta elim yaprakta
gönülden geldim yeminde olana sordum dedi
hacı bektaş sözü aldı
yeminden uzak kalınız yolcuyu yolda biliniz
her soruda hakkın sırrını bulunuz
çünkü o yarattığı ile beraberdir
komşuyu bildiğin kadar nefesi aldığın kadar
sen senin ile sen onun ile sen cümle ile olduğun zaman
kendini cümlede bulduğun andır
toz olsa yollar biz bilemeyiz söz alsa kullar biz duyamayız
hal ile olmasalar biz uyanayız
geldi isek duydu isek buldu isek beraberce uyduğumuzdandır dedi
hacı bektaş selamladı

09 şubat 1984
meyhane içmeyi bilenleredir mey hay diyenleredir
nay nefesine güvenenlere dedi
hacı bektaş sözü aldı
parça parça okuduk bütün dedik dokuduk
gülü gördük bülbül olduk şakıdık
dost olduk dost ile güzele döndük dedi
hacı bektaş selamladı

23 şubat 1984
baktığım her yönde sen varsın sayfada ben varım
sevdi isem cümlede kârım allahıma emanet olunuz
hacı bektaş ile seferden alınız
gölden aldığı balık kayadaki tuz ile pişer
ocakta kaynayan aş her dileyen sofraya taşar
bilen güler bilmeyen şaşar aldığınız yola dost diye koşar dedi
hacı bektaş selamladı

01 mart 1984
bir elinde mum aradım yerde kum  hep taş mı gelecek
sevgili gelirse taşa mı gülecek dedi
hacı bektaş sözü aldı
odun verenden değiliz benliğimizden yoğun gelen aldığımızdan
keserek yol aldık odunları dizi dizi sıraya koyduk onları
günü gelecek kimi ocağa kimi bucağa hizmet verecek
kapı olacak örtecek sopa olacak dürtecek masa olacak sofralar açılacak
dost hanesinde dost selamı verilecek
elele olalım dostluğu gönülde bulalım
yaşamayı gerekli bildiğiniz kadar her yaşayana saygı duyalım dedi
hacı bektaş dost selamını cümlenize iletti

10 mart 1984
namaz niyaz kuluna
gönülden aldığı güzele inandı ise gölgeyi siler her olay sanmayın güzeli böler
bir bir okuduk belleğimizde sakladık dedik ki
gelen alır her kulu aldığı ile bulur
ne senden gidene ne sana verene ayrıdan söz edilmesin dedi
hacı bektaş selamladı

14 mart 1984
selam selam üstüne gönül kelam üstüne
su doldurdum destine gelip oturdum postuna
sen ben deyip söyleşirler lokma lokma paylaşırlar sevgi ile kaynaşırlar
gelip geçenden sordum bilen bilmeyeni sardım
beni kimden alırsınız yolu nerde bulursunuz
dediler hacı bektaş adındır hak muhammet andındır
allah allah diye tatlı aşı yiye yiye
yolcu olduk söze geldik dağdan indik düze geldik
geceyi handa gündüzü cihanda bulduk
sarı ana selam verdi sarı saltuk dize durdu
rabia sözü aldı hacı bayram gölgeyi sildi
var olsunlar gün görsünler günü geceyi sarsınlar doğan bebeğe versinler
yeşeren dalı görsünler dediler cümlesi her biriniz için niyaza durdular
komşuya verdi isek elbet gönülden açık oluruz
her kulunda varlığı buluruz dedi
hacı bektaş selamladı

15 mart 1984
yamayı dileyene elimiz  yanmayı dileyene dilimiz vergidedir
her kulu bilgisince sorgudadır bilmediği halde yargıdadır
yargıyı silelim lokmamızı bölelim dedi
hacı bektaş selam ile geldi
emrine uyduk da geldik gönülde duyduk da bulduk
her aradığımız kulun kapısında kaldık
ne gölge geldi ne güneş yaktı dedi
hacı bektaş selamladı

08 nisan 1984

geyik ile söyleşen sevgi ile bakar
oduncuya hal sorsan ocağını yakar
hal ile gerçeği veren kucağında olanı döker dedi
hacı bektas söze geldi

ne var ise bedende sevgi dolu gidende
dost ararsan gönlünde güzel sorarsan düzende
dizimi saracağım yünü aldım öreceğim diyen ile
tatlı aşı yiyene selam olsun dedi
hacı bayram yürüdü
hacı bektaş geldi hacı bayram söze girdi

yunus yoldan sormadı alanı aldım verdim deyip elinde kalanı
sorana hacı bektas ile geldi oturduğu postu dileyene verdi
soralım dedi
 bilgisine mi duygusuna mı eğildik
duygusu ile dağıldık dedi
yormayı dileyenden değiliz
yorgunluk asla oluşmaz seyre gelen her kulu gönül kapısında buluşmaz dediler
hacı bektas ile yunusum selamladılar


10 mayıs 1984
bağda üzüm topladım elde şarabı sakladım sofrada lokmayı hakladım dedi
hacı bektaş sözü aldı
yunus ile geliriz meryem ile biliriz tabduk ile alırız ne günden ne yoldan kalırız
suyun aktığı yerde gerçeği buluruz dedi
hacı bektaş yola niyet kurana selamını iletti
tabur olsa er gelse tabduk ile yol bulsa
gölgeyi sileceğiz sevgi ile olacağız
koza ipek adına verirse kul aldığını bilirse niyazına cümlemiz selamdayız dedi
bektaşım selamladı

22 mayıs 1984
maksat güdene söz desen gelmez toprağına ekin atsan bitmez
eline katık versen satmaz hür olduğunu bilir dost eli tutmaz dedi
hacı bektaş sözü aldı
dağlara yaslansam gayretten kalırım
yollara katlansam hayrete dalarım
dost kapısında dost halinde bulurum dedi
hacı bektaş selamladı

26 temmuz 1984
hacı bektaş söz diler söz alır öze dalar
her bilenin gönlü aşk ile dolar
gelmeyi dilediysem sevenler beni arar dedi selamladı

18 ekim 1984
baktığım bağı belledim alandan olumsuzu sakladım
sevgim ile cümlenizi gözledim dedi
hacı bektaş yerden göğe allahın rızasını diledi
gönlüm gökyüzü gibi açıktır
aydın olduk kömürden gerçeği bildik
karar ne sende ne bende ne yolda ne handa
doğruya geleceğiz resulünün selamı ile güleceğiz dedi
hacı bektaş selamladı

02 kasım 1984
her bağın üzümünü tattım her sofraya adını kattım dedi
hacı bektaş sözü aldı
arı dalda gezer de arı çiçekten süzer de aldığını vermez mi
dileyeni rabbim görmez mi altın kapıya elini sürmez mi
oymayı ele aldı isen sürmeyi gözde buldu isen gelip geçene varlığını sordu isen
alacaksın bileceksin dünden güne güleceksin dedi
hacı bayram sözü hacı bektaş ile birledi

15 kasım 1984
hacı bektaşa danıştık dedi ki
her öğün kendine niyaz etsin bir öğün cümle ile kalsın cümlede kendini bulsun
dağlar yolu açar da kul yolunu geçer de en güzeli seçmez mi


22 kasım 1984
bin dala adımı yazdım bin nefeste kainatı gezdim
söz bitti saz gitti bülbül öttü
ne çağırandan ses ne ayırandan heves yerini almadı
hacı bektaş söze geldi
baktığım bağlarda üzümler olmuş bağlara bakanlar toprağı bilmiş
arayan aradığı yolda durmuş
seni benden sorsalar beni sana yerseler
ne sen şaşarsın ne ben  ne sen düşersin ne ben
bilse bilmese yaban uysa uymasa çoban
gidilecek yol birdir beklenecek su gürdür dedi
hacı bektaş selamladı

06 aralık1984
sonsuz nerden nereye diyene de ki
gördüğün ile bildiğinde başlayan gayretini taşlayan
umduğuna açılan dostluğa selam verdiğin an kapısına ulaştıran
başlamak senden dedi
hacı bektaş sözü aldı
veresiye bilgi olmaz hak sofrası yerde kalmaz
sandığın dolu olsa açamazsan kimse bilmez
gölde balık gönülde halik sonsuza talip
her kulun hevesidir bilen kulun nefesidir
can ile canan ile sevgimizde yanan ile
ışık bulduk düze geldik güzellerle söze geldik dedi
hacı bektaş selamladı

(tarihsiz-01-) 1985
doğuştan geldik söze noksansız durduk dize
her meyveyi alacağız kabuğunu soyacağız
eymek güzel derlerse yerden kilimi kaldıracağız
duman gelmez sözüne yaban gülmez yüzüne
bir aldın bin vereceksin sevginde gerçeği göreceksin dedi
hacı bektaş söze girdi
dolapları açalım yerden göğe sevgimiz seçelim
davarlar düzen bulmuş nasibinizi almaya talip olalım
destileri doldurduk sepetleri bildirdik
bağdan üzüm toplayalım yaprakları hep sayalım
gördükse emek vereni aldığı mendil ile terini sileni
aklara desti gerek yapraklara sepet her kulu nasiplidir
toprak mekan kilim makam
bilmezse kulu aldığı kilimi yerde kalmaz
sevgiden bilen kendinde olanı silmez dedi
hacı bektaş nasibin gürlüğüne niyaza vardı
soğuk suya el koyma az yeyip doydum deme
her öğünde süt içesin
hacı bektaş söz eridir gönüllerde gül sırrıdır
sarar cümle kulları sever güzel halleri dedi selamladı

17 ocak 1985
hay allahım arayım seni kime sorayım
senden benden oluşan bilgim ile kalayım dedi
hacı bektaş sözü bağladığı gerçekten çözdü
sürü sürü balık olsa gölde olan nehire gelse yolcuya söz vermez
çünkü göldeki balık nehire akmaz bildiğinden çıkmaz
bilgimi göldeki balığa mı deryadaki balığa mı aktarayım dedim de
yesevi sözü aldı dedi ki
gönlündeki balığı bul da ona anlat
çevrende olanın alacağı bilgiyi demde biliyor isen durma sat
eyvallah dedim de bilgime talip olanın nasibine verdim dedi
hacı bayram ile hacı bektaş bilinen konuya nokta koydu selamladı

24 ocak 1985
yunusun bir sözünde kaygu görmezsin
hacı bektaşın dergahında olumsuzu örmezsin
gümüş altın elde olsa çamur ile silmezsin
gülden güle mendil serdim ayağım ile ipi gerdim
gayretimi bilmezsin dedi
hacı bektaş selamladı
(resim verildi hacı bektaş)
güller bir deste olsa desteyi gönüller serse
her kulu seven olur seven kendini bulur yerle gökte izi kalır dedi
dost elinden dost dilinden hacı bektaş cümleye güldü elden ele verdi
gönlünü sergide bırakana  gel sen
sende olanı bilene  gel sen
benden gelene uyan  gel sen
çevrede hak sözünü duyan dedi cümlenizi selamladı

30 ocak 1985
meydan bize gelmezse biz meydana gidelim
verdik aldık diyenle dostluk ateşini yakalım dedi
hacı bektaş sözü aldı
ben gölgemin ateşine bayrak açtım
gelsin alsın diye dileyenleri seçtim
dileyen her kulundan allahım razı olsun
kuyuda denen balığı deryada bulsun
sazı sözü bağlasın bağda bostanda beklesin
çarığı giydi ise men dilini saklasın
desin ki
yolcuya yol gerekir dostluğa kul gerekir
benden sana dost gelse gönülden gönüle sevgi gerekir
bağladıysak dört ucunu çıkardıysak dert tacını
gülelim pazarda tellallık eyleyelim
sergide olanı satarız dilediğimiz eli öylece tutarız dedi
hacı bektaş selamladı

31 ocak 1985
suya baktım yeterli kula baktım tutarlı gel söze katılalım dedi
yoldan aldığım günden kendimden kendime yöneldim
bilgimde olana geleni katacağım diyen ile gönülden gönüle aktaran
hacı bektaş sözü aldı
gülde diken var diye güle söz mü edelim
soğuk oldu su diye sudan vaz mı geçelim
her alan bilir diye sözü bırakıp mı gidelim
yolumu bilir diye sürü çobanı atıp mı gidelim
bildiğine sen şahitsin seni bilenler şahit mi
almayı bilmeyenler aldığı kadar övünenler dedi
hacı bektaş selamladı 

 

devamı HACI BEKTAŞ VELİ-2-

 
  Sohbetler Derlemeler  
  YAZICI  


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir