RENKLER

 (tarihsiz-16-) 1970
yumurta beyazın en beyazı sarının en sarısı

28 ağustos 1970
renklerin hepsini sevdik
ne var ki
yeşille haşır neşir olduk

04 eylül 1970
yeşil rengin dengi sarıdır sarının dengi kahverengidir

26 ekim 1970
 yeşilden geçilmez maviden seçilmez kırmızı atılmaz niyetler satılmaz
neden derseniz her güzellik yerincedir
otlar yeşil kan kırmızı derya mavi 
güzelliği derim renkleri söylerim

02 şubat 1971
mavi neyi bildirir allahımın deryası
maddi manevi kuvvetin renk adı mavidir
olgunluğu bildiren renk kırmızıdır
yeşil olacak muradın müjdecisi
renk dumanla dağılır allahım kulun renklerle olacağı gösterir
duman bunu siler onun için duman almayın
beyaz bütün renkleri içine alır beyazda hepsi tefsir edilir

07 şubat 1971
yasemin beyazın gül pembenin misalidir mümin kul bilir
her çiçeğin rengi karanlığın örtüsüdür
onun için çiçeğin siyahı olmaz siyah örtü hürriyeti kapatır
duman siyahın serisi  güzellik ölçüsü dünyada
yalnız siyah renk gelmez ahirete
onun için siyah renk daima kula meş'um olayları hatırlatır
derim size geceye kapılmayın olayları çiçeklerle süsleyin

12 şubat 1971
mavi inandırır yeşil kandırır  gönülden doymak
ahiret sevgisini yeşilde bulmak
mavi inandırır neden çünkü iki alemi bağlar  evet
 pembe dinlendirir gülüne vardırır muhammed ümmeti olduğunu bildirir
mor yükseği gösterir var olan uzakta görünen yürüyende varılandır
nasıl ki yüce dağı uzaktan mor görürsün varamam sanırsın
turuncu erişilmez ulaşılmaz sanılır gönül açanda ona da varılır
güneşin doğuşu gibi allahımın kulu için yarattığı
kulun varılmaz diye baktığı varlıktır
neden varılmasın senin için yaratmadı mı yuvanın içine atmadı mı
başının üstüne koymadı mı
kırmızı aşka aşk ateşe götürür ne yandırır ne soldurur ne yerindirir
sadece aşkı ile mest edilir
renklerin güzeli ayrısı yoktur
sarıyı aldık altına verdik gönüle koyduk ne kararır ne paslanır

27 mart 1971
yeşilden geçilmez neden gönüle verdiği huzurdan
gönüle verdiği huzur neden  ahiret rengidir de ondan
siyah neden huzur vermez ahirete girmez de onun için

20 ağustos 1971
söğüt suya eğilir sudan rengini alır
çözemezsin su mu rengini verir söğüt mü
yumuşak yol alan rengini kendi bulur

23 ağustos 1971
yeşil renge mor denge mavi ahenge pembe hevenge uyar
kırmızı yanar yanarım diyene bakar gönülü aşka çengel yapar
sarıyı nazardan alsam canana ulaştırsam derim kendime gülerim
sen kimsin derim can ile canan arasında mısın ki ulaştırasın

28 eylül 1971
moru verdim severim dedim maviye kadar
mor ile mavinin arasında bütün renkler var

29 eylül 1971
morun yeşile söz edişidir cümle renklerin dünyayı süsleyişidir
maviyi numana danıştım renklerin başucu dedi
cümle renkleri etrafa serdi yeşil rengi çatıya gerdi
yıldızlara renk kattı  müsait günde onu da veririz

04 ekim 1971
mordan maviye arada olan bütün renklere sevgimiz vardır

11 ekim 1971
aydın günün varışı kaf dağına erişi morluğu görüşüdür
mor rengin esrarını kul kendi yaratır allah aşkı ile örnek tutulur
mor yüce dağların ulaşılamaz gibi görülenidir ulaşılır adım adım

13 kasım 1971
mor rengi verdim aşkın hududu dedim

10 aralık 1971
yeşil rengi severiz huzurun dengi olduğunu görürüz
pembeyi severiz gülün dengidir deriz aşkına kırmızıda düşeriz
turuncuda kudretini buluruz
morda bakarız cümlesinden geçtik morda durduk deriz
maviyi deniz ile gökte düğümleriz
sarıyı gönlümüze bohça örneğini gibi sararız

06 ocak 1972
yaprak yeşil ile güzeldir sararınca gazeldir
yeşil rengi sevmeyi dene sarı sevilmez mi dersen elbet sevilir
ne var ki
olgunluğun sembolüdür

08 mart 1972
yaprakta gördüğün nedir yeşilin rengi her gönülde dengi
sarıyı arasam da mavide derini bulsam da
morda rengin ahengine dalarım  kırmızı diye yanarım
turuncuda gökyüzü tutuştu zannederim
pembede sükun bulurum onda döner dönerim

10 mart 1972
 çiçekler açtımı otlar yetiştimi günün rengi değişir dünya her renge bürünür
baharın güzelliği ondandır baktığında her rengi görürsün

10 mart 1972
cennet bahçesi denir çiçekleri merak edilir
nur ile yıkanan her tomurcuğu nurundan olan çiçeğin rengini versem
zaten alamazsınız dünyaya gelen renkler buradan aksedendir
güneşten alır dünyaya verir
yalnız renkler dünyada en solgun halini alır

25 mart 1972
derya dedik gökyüzünden söz ettik
aslında ne deryada ne de gökyüzünde renk vardır
deryadan bir avuş su al rengini bulabilir misin
gökyüzüne çık çıkabildiğin kadar maviye girebilir misin
gökyüzünün de deryanın da rengi sana görüntüdür

20 ağustos 1972
kahrım nedendir bilir misiniz güzelin özelliğini göremeyen içindir
morun kaldığı yerde yeşilin dolduğu yerde turuncunun doğduğu yerde
sarının bağlandığı yerde kırmızının dağladığı yerde
mavinin dürüldüğü yerde pembenin sarıldığı yerde aşkım gezinir

20 ağustos 1972
her kul aşık olmaya özenir
ne var ki
aşk gönülde beslenir
aşkını ver doyayım kendimi sende bileyim dersen
ne sen ne ben aşk sadece onadır ben sana veremem senden olamam
yoluma gidene yoldaş olurum
ne var ki
sarıdan neşe bulmayan yeşilden sevgi duymayan
kırmızıyı korkuya veren moru uzaktır diyen
turuncuyu raf üstüne kaldıran maviyi gökyüzüne yükselten
unutmasın ki renkler bir kuşaktır ayıramazsın
sadece özelliğini görürsün öyle ayırırsın

08 eylül 1972
aşk ile oldum aşk ile buldum yaprak iken gazele döndüm
yeşilden sarıyı buldum

17 eylül 1972
yeşilde huzur buldum maviden girdim morda kaldım
kırmızıda yandım aşkta buldum bedende söndüğüm an vardım

20 eylül 1972
sohbet açılırsa her perde görülür
ne var ki
görmeyi bilen görür 
perdeyi açan kim dendi
perdeler yücenin emrindedir meleklerin elindedir
söndüğün halin sükut halindir ondan ötesi yakut halidir
yakut kırmızının dünya temsilcisidir katıksız kırmızı ondadır

20 eylül 1972
yeşilin rengi zümrütte kayıtlandı 
renklerde keramet arandıkta zevklerde şehadet vardır
gelen rengin mavide başladığı biline morda düğümlendiği görüle

02 kasım 1972
koyunda huy var renk yok  çiçekte renk var huy yok
kulda renk d var huy da var eğer kul ise
ne koyun olalım renksiz ne çiçek olalım huysuz
huy yerini hazırlama renk çevreye uyma 
koyun kayda itaat çiçek görgüsüz gösteri  geçit mertebe

03 kasım 1972
kadir yar ile yarenin bir olduğu gecedir
canda cananı bulduğu gecedir
bedeni dünyada bırakıp onda bir olduğu gecedir
yeşilde muradını mavide kanadını morda onu bulduğu gecedir

02 ocak 1973
görmeyene rengi tarif edemezsin

29 ocak 1973
nerden gelsen nerden bitsen onun toprağındansın onun yaprağındansın
maviyi giydiren yeşili sardıran kırmızıyı sorduran kimdir

15 nisan 1973
nasıl ki güneş ile buharın renkleşmesi görülür
gönüller birbirine denk geldikte renkleşme olur görünüm odur
ona varan güneş misalidir onu dileyen yoğunlaşmış su misalidir
aradaki renkleşme görünüme uyar

14 ağustos 1973
yeşil rengin yayıldığı güzel günün sayıldığı yerdeyiz

12 eylül 1973
cümlenin neşesine katılalım gününü aydınlatalım
yeşilde kainatın örtüsünü bulalım

02 ekim 1973
hasat ne
saman dersen ekinler erdikte heybeler doldukta hasat hesaba gelmez
sarıyı bilen kırmızıya söz almaz 
sarıyı bildikte söz almaya ne hacet kendini onun içinde bulursun

21 kasım 1973
çimenden beklediğin nedir yeşilin verdiği kulun gönlünde umuttur
umut nedir umut aydına açılan kapıdır
demek ki yeşil dilenen kapıdır
sarının renginde olgunun denginde görülendir
meşenin yaprağında kestanenin toprağında gayretin yeri yoktur 
sadece verime uyuştur

01 aralık 1973
kundak pembe sarılsın çiçeğin moru sevilsin
sarıdan sevmek öğrenilsin

11 aralık 1973
yeşilden aldığını mavide buldun mu
yuvada gördüğünü sahilden sordun mu
aşk kulun dünyadaki en son mertebesidir
dünya halinde aşka düşen ne yeşili görür ne maviyi bulur
ne yuvada kalır ne sahilde arar
çünkü o hepsinin üzerinde olanı bulmuştur

05 ocak 1974
yeşilden aldık gönlümüze serdik her olayı sorduk
sorulmadık soruyu gönüllerde aradık 
sorulmadık soru nedir
anda ben neyim her kul andaki halini bilse zan olandan uzak kalırdı

25 haziran 1974
yeşil renkte huzur ara

22 ağustos 1975
sarının sarmaşığı mavinin karmaşığı tartışılır mı

16 haziran 1976
çimenin varlığı renginden çiçeğin varlığı dengindendir
dengi nedir derseniz sarmaşık sarılır gül derilir
yeşil rengin murat olduğu söylenir yeşilin dengi meleklerin ahengidir
onun için huzur verir kulun gönül gözü renkten alır
mavide uçuculuğu görür

23 temmuz 1976
yargıya varıldıkta rengine erildikte yeşil verici mavi dericidir
daha önce verdik melekler nur olur aslı nur değil mi dendi ellbet nurdur
ne var ki
seçilmiş kuluna kesif olarak görünür
verici yeşil dedik cebrail aleyhisselamı verdik
derici mavi dedik azrail aleyhisselamı verdik

23 temmuz 1976
verenin dünya yorumu topraktır derenin gökyüzü
toprak yeşile gök maviye eşittir

11 ağustos 1976
yeşil rengin yayıldığı bilinsin kainat aydın olanların tanınsın

20 ekim 1976
yeşil rengi bilir misin olumsuz dediğinde ölçer misin

30 nisan 1977
yeşil oluşturur mavi buluşturur turuncu alıştırır
sarı geliştirir kırmızı karıştırır mor yarıştırır
beyaz eleştirir mavi tavanı yeşil tabanı bildirir

20 mayıs 1977
yeşil renge uyayım gönül ile duyayım sarıda kalayım mavide bulayım
her birine doyayım kırmızı ile bulayım dedi yunusum yürüdü

20 mayıs 1977
geldik gördük döndük diyen uyduk dediği yerde yeşil ile oluşur
bulduk dediği yerde kırmızı ile kaynaşır  nasıl dendi
bulanın rengi kanıdır dengi kor olan yanandır yandıkça yakandır
kül olup dökendir maviyi gören danıştığı yönde buluşandır
buluştuğu nerede  niye denir  dönüş kapısı dünya yapısı

23 haziran 1977
bahçede çiçeğin çeşidi görülür
güzellik renklerdedir denirse bölünür  daire öyle oluşur ki
renk şekil koku buluşur birbiri ile halleşir uyum ordadır

02 eylül 1977
mor olumun doruğunu verir

16 ekim 1977
dorukta olan yaprak güneşe bakandır yeşilden en güzeli alandır

10 kasım 1977
renklerde şüpheye düşersen düşün ki her renk mukaddestir 
her rengi melekler temsil eder

12 kasım 1977
unutulmasın her görülen mavi yeşil veya diğer renklerin 
gelen meleklerden değil
evliyalar da renk renk yıldızlar halinde görülebilir
yorum renklerle olmaz her an ayrı rengi almaz 
gün gelir yeşile gün gelir kırmızıya dönüşür
meleklerin verdiği allahımın vazifelendirdiği gibi
ana renk demeyelim kainatta rengin yorumuna düşmeyelim dedik
daha önce verdik
gerçek her kulun özündedir 
ne var ki
dünya gözündedir
gözden çıkalım öze dönelim öylece çözelim
gözden nasıl çıkalım derseniz bedeni sıyırdıkta
son nefesini verdikte nefes maddedir
dert dört olasın renkler kulunu yormasın
sadece güzel diyelim güzelliğini övelim

12 kasım 1977
koyunda post kulda dost gereklidir
ne kadar dostun var ise o kadar renk ile bezenmiş olursun

23 aralık 1977
meleklerin yeri renklerinden bilinir yerden göğe ahengi kurulur
renk düzeninde her meleğin görevi vardır
elbet yalnız renk düzeninde değil 
 kulunun kaçınılmaz kaderi denilen yazısında melekleri yardımcı görevdedirler 
elbet kuluna yardımcı

23 aralık 1977
mavi rengi verdik azrail
ölüm meleği denir aslında can alan değil kulun yoğun sisten kurtulmasına
yardımcı olan melektir
yeşil renkte cebrail vazifelidir 
yerden göğe her kulunun arayışında vergisi büyüktür
israfil sarı ile açar yapıda rengini bilen ile seçer
mikail desteyi sorumdan kurtarmaya vazifelidir mor renk ile bilinir

08 mayıs 1978
yeşilin ötesini düşündün mü mavinin bittiği yerde yeşil başlar
yeşilin ötesi sarıyı kucaklar dünyaya gelen güzelliğidir
bir olan birliği bulan her kulunun sarıdan aldığı bilinsin 
sadece akımdır
bendeki sendeki dost olan cümledeki akım aynıdır

05 temmuz 1978
samanyolu uluların konutudur her olay vardır
ne var ki
katıksız çıplak gözle görülen  sadece yorumdasınız
dünya haline uymayı versek dilimiz yetmez
dünyada kulağımızın alamadığı güzellikte sesler
burnumuzun alamadığı kokular
gözümüzün görmediği renkleri görmek anlatıma sığmaz
köre renkleri anlatabilir misin

29 eylül 1978
yeşil renge sarındım mavi renge büründüm dedi yunusum sözü aldı
alı dalda gördüm elma dedim yedim
ne yediğimden ne aldığımdan kaygu duymadım
aldığımı yabana saymadım dedi yunusum yürüdü

şubat 1979
renklerden oluşan yedi renk ile buluşan yıldızlardan alınandır
her yıldız ayrı renk enerji nakleder

13 ağustos 1980
gökten inen yeşilde ne var dersen
cebrail aleyhisselamın müjdesi vardır

27 ocak 1981
oluşan madde ile değil enerji ile gelişir renkler oyunu verir
her yer bir midir denildi  elbet değil
allahım renksiz olana düşürmesin

27 ocak 1981
renksiz alem nedir dendi  
dünyayı kendi gözüne kendi sözüne uydurayım diyenin 
göçünde vardığı ilk merhale
ben görürüm kederimi bildiğimi uydururum diyenlerin gittiği 
ilk merhale renksiz alemdir
dünyadaki renkleri ile güzeldir atmosferin dışındaki renklere 
elbet kul gözü ile bakmaya  imkan yoktur
her merhalede renkler daha berraklaşır samanyolu en güzelidir

28 ekim 1981
yaratılmışlığın malzemelerindendir renk ses

21 nisan 1982
doğdum öleceğim ölmeden kendimi bileceğim 
dayandım allahıma sabır ile bulacağım
sayfa açık ise her satırı okuyacağım
her renk ile yapımı dokuyacağım 
her renk bağlantının gözdesidir nasıl denilir
karanlık kullarına cehennem adını hatırlatır
renklerde kainatın sırrı saklıdır
ne var ki
kulu renklerle her olay sahip çıkabilir bilmek değil bulmak gereklidir
asla kainata hükmetmek kuluna verilmez 
layık olan kulu her rengin sırrını açık vermez
her renk günün gelişine göre kendi frekansını iletir
dünde renkten aldığını bugün bulamazsın
ben her rengin sırrını bilirim diyenin yanında durmayın 
yalanına ortak olmayın
erenler her rengin sırrını bilirler mi denilir
erenler günlük olayların ve renklerin sırrını günde dokuyabilirler
yeniye dönünüz dediğimiz budur kainatta her günün yorumu açıktır
kuluna verilen her sergide okunan değil tek kanaldan sunulandır

21 nisan 1982
ağaç altındaki tefekkür elbet bilincinizi geliştirir
her rengin günün olayına göre frekansını değiştirdiğini söyledik 
sadece yeşil aynı frekansta oluşur asla şaşmayan düzenli bir vergi halindedir
değişmeyen frekans asla şaşkınlığa götürmez

21 nisan 1982
her renk günün olayına göre frekanstadır 
sadece yeşil tüm bitki aldığın sesi tekrarlar değişmez

04 haziran 1982
kırmızıda aşkın doruğu var diyelim 

10 haziran 1983
yeşil renkte verenin varlığa simgesi görülür
ne demek dendi
cebrail aleyhisselam yeşilden oluşur yeşil ile buluşur
yani her kula yeşil renk ile hitap eder 
yeşil renk kainatı kuluna kitap eder

temmuz 1984
bir rengi bilsen yeter yedi renkte soru biter

21 temmuz 1984
balık aldım dereden ayrı kaldım sorudan yolu buldum korudan
seher vakti duracağım güneş ile vereceğim dediler 
mor rengi aşkı diye övdüler
mor ulaşılamayan aşkın bilgisini verir akım ile tarif edilir
hacı bayram ile yahya mor akıma ulaşmış bilgelerdir

02 ağustos 1984
sarıya yer verdik yeşili gönüle serdik kırmızıyı yorumda bildik
mor ile ocağa geldik turuncuda gelenin gidenin selamını bulduk
mavi ile her olayın çözümüne girdik beyaza cümlemiz nokta koyduk

18 ekim 1984
doğruyu bildim geldim eğriyi sildim buldum
kaşığı ele aldım dost kervanına katıldım
maviyi denizde bildim havada buldum
yeşili gözde gördüm yapraklarada serdim

09 kasım 1984
her renkte ahengi bulursak
daldan dala uçuşan dağdan dağa kaçışan her yaratılmıştan güzeli alırdın


06 aralık 1984
her rengin güzeline talip olalım diyelim ki
her rengi çevirirsek ak olanı buluruz
kara rengi bilirsek ak olanı bulur muyuz çevirsek de görür müyüz

20 aralık 1984
ne sarıda ne morda ne yeşilde ne kırmızıda ayrıya gelmedik
mavi rengi bilgimizden silmedik pembe dedik ahengini bölmedik
gezdiğiniz sahilde izinizi silmedik
gelenler görsün vardığınız yeri bulsun diye

20 aralık 1984
günün gölgesini gülün rengi ile silelim

12 ocak 1985
meydan açık gelene gönül açık sevene yollar açık bilene
selam olsun her kulu renklerden gelen sesi alsın

26 ocak 1985
yapraklar her yeşilden oluşur toprakta hep yeşil buluşur
çevrene bakarsan renkler herbirine karışır
her renk güzeldir desteye almazsan

28 şubat 1985
her bir taşta yedi rengin mevcudiyeti bağlıdır

16 haziran 1985
-yedi renk ne manayı alıyor-
yedi kademe ve onsekizbin alem
bu kademe ve alemlerde idrak tekamülüne devam ederler

03 ekim 1985
üç renge gönül verdim  yeşil mavi mor
yeşil buluşturur mavi kavuşturur mor aşkına ulaştırır

03 ekim 1985
öbür renkleri sevmez misin dediler
ben bu üç rengi seversem öbür renkler beni bulur dedim
dayandığımız tek destek hak bilgisi hak sevgisi hak bulgusudur
bu üç renk  yeşil bilgisine mavi bulgusuna mor sevgisine
öyle olunca diğer renklere kavuşmuş olursun
bilgini beslersen sevgini süslersen bulacağını beklersen
yani umutsuzluğu silersen her rengin sende doğuşunu müşahade edersin

04 ekim 1985
yeşil renge yaprak dedik sevgiyi pembeden mora getirdik

17 ekim 1985
her rengin verdiğinden damla damla alırsınız
dumanları öylece silersiniz

02 kasım 1985
ademe yedi rengi şal yaptılar sırtına örttüler

07 kasım 1985
yaktım ocağı açtım kucağı binbir söze kattım bilgimi
aradım bunca bilgide hangisi benimki
aktardığın dediler benim ile bir duvara oturdular dedi
meryem sözü aldı her rengin sırrına makamlarda vardı

21 kasım 1985
mor dağlara sözüm var yeşil bağlarda gözüm var yedi renkte özüm var

30 kasım 1985
her fistanın rengine bilginin süsü vurur

30 kasım 1985
al fistan giydirdik asi dediler
sarı fistan giydirdik vasi dediler
yeşil fistan giydirdik doğmayana güldüler
mor fistana gözü yumdular 
her fistanda ayrı makama geçtik

28 aralık 1985
yeşil fistan sevdiğini yeşil yaprak bildiğini getirdi

12 ocak 1986
pembe rengin dostlukta selamı gelir 
yeşilde bilenler selamet bulur
her rengin gerçeğinde koruyan kalır

27 şubat 1986
al fistan sevenedir yeşil fistan gülene mavi fistan bilene
sarı fistan yoldan yola gelene 
ne dilersen giyersin adına gerçeği koyarsın 
doğruyu bildiğin halde ararsın

22 temmuz 1986
üç renk bilgiye güç verir yeşil mor sarı
maviyi bulunduğun odada daim tut gözlerini dinlendirir
seyreden her göz mavi ile dinlenir
koyuya değil hep açığa önem veririz 
gözün dinlendiği yerde gönül beslenir

05 eylül 1986
gökkuşağı renklerindir yerden alır sudan verir

 
  Sohbetler Derlemeler  
  YAZICI  


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir